El-mikro-928 El cerrahisi vücudumuzun omuzdan başlayıp parmak ucuna kadar uzanan ve üst ekstremite olarak isimlendirilen kısmı ile ilgili bir cerrahi daldır. Başta travma ve çeşitli kazalara bağlı olarak meydana gelen el yaralanmalarının tedavisi olmak üzere üst ektremiteyi ilgilendiren ve cerrahi tedaviyi gerektirecek pek çok problem el cerrahisinin kapsamına girer.

Mikrocerrahi, Operasyon mikroskopu veya loop denen özel yardımcı aletler kullanılarak ameliyat sahasının büyütülmesi suretiyle uygulanan cerrahi tekniğidir. Bu sayede normalde çıplak gözle zor görülebilen sinir, damar gibi yapılardaki problemlerin cerrahi olarak tedavisi mümkün olmaktadır. Mikrocerrahi tekniği plastik cerrahi, ortopedi, beyin cerrahisi, göz hastalıkları ve kadın-doğum gibi pek çok branşta kullanılan bir tekniktir.

Günlük yaşamımızda hızla artış gösteren iş kazası, trafik kazası, cam kesisi, düşmeler veya benzeri kazalar sonucu kısmen ya da tamamen kopmuş uzuvların dikilmesi hastanemizde başarılı bir şekilde gerçekleştirilmektedir.

İstanbul’da sadece birkaç merkezde bulunan el ve mikrocerrahi ekibi, 1995 yılından bu yana hastanemizde faaliyet göstermektedir. Bu güne kadar binlerce başarılı ameliyatı gerçekleştiren ekip, kritik ameliyatları (kopmuş parmak, kol ve bacak ameliyatları), 24 saat yapabilmektedir.

Ayrıca kol ve bacaklarda doğuştan olan anomalilerin, yanıklar sonucu oluşan şekil ve fonksiyon bozukluklarının da tedavisi yapılabilmektedir.

Amacımız; hastalarımıza, sadece tedavi edici hizmetler vermek olmayıp bunun yanında koruyucu sağlık hizmetleri de sunmaktır. Hastanemiz işyeri ve işçi sağlığına yönelik ücretsiz danışmanlık hizmeti vermekte ve eğitim çalışmaları düzenlemektedir.

Kol, ön kol ve el yaralanmaları, kesileri;

  • El, parmak, el bileği kırıkları;
  • Elde uyuşma şikayetleri (sinir sıkışması)
  • Parmakta takılma şikayetleri
  • El, el bileği ve kolda kitle
  • Doğuştan el şekil bozuklukları
  • Romatizmal el ve ayak hastalıkları
  • Kol sinirlerinin fonksiyon bozukluklarına bağlı olan felçler, doğuştan ve travmatik duyu ve hareket kusurları;
  • El ve el bileği eklemlerine ait bağ (ligaman) sorunları ve ilişkin ağrılar,
  • El bileği artroskopisi ;
  • Elin damarsal sorunları;
  • Üst ekstremitedeki doku eksikliklerinin giderilmesi

Sık Görülen Hastalıklar

Kartal Tünel Sendromu

Median sinir, el bileğinin iç kısmında karpal tünel adlı boşlukta 9 tendon ile birlikte seyreder. Sinirin bu bölgede sıkışması veya basıya uğraması ile meydana gelen rahatsızlıklara karpal tünel sendromu adı verilir.

Çoğunlukla kesin sebebi bulunamaz. Karpal tünelin herhangi bir sebep ile daralması sinir üzerinde bir basınca ve bu da semptomların(belirtilerin) ortaya çıkmasına neden olur. Tünelin çatısını oluşturan transvers karpal ligamanın kalınlaşması, tünel içindeki tendon kılıflarının şişmesi, tünel içinde daralmaya neden olan kitleler, hamilelik ve bazı hormonal değişiklikler bu sendroma en sık yol açan sebeplerdir.

Karpal tünel sendromu, çoğunlukla ağrı, el işleri yaparken çabuk yorulma, başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağında uyuşma ve hissizliğe yol açar. Başparmağın tabanındaki kas tepeciğinde erime görülebilir. Belirtilerin özellikle akşamları olması veya artması tipiktir. İleri olgularda tüm güne yayılmaya başlar.

Tanı çoğunlukla nöroloji uzmanlarınca yapılan EMG (Elektromyografi) testi ile konur. Şüphelenilen durumlarda eski kemik kırıklarını veya muhtemel kitleleri ortaya çıkarmak için ilave radyolojik tetkikler gerekebilir.

Bazı olgularda, el bileği splintleri semptomları hafifletebilir veya ortadan kaldırabilir. Steroid enjeksiyonları da sinir etrafındaki şişlikleri azaltarak semptomların gerilemesine yardımcı olabilir.

Birkaç ay süresince geçmeyen, konservatif önlemlere rağmen devam eden karpal tünel sendromlarında ameliyat gerekir. Avuç içi - el bileği arasında yapılan bir kesi ile karpal tünele ulaşılır ve tünelin çatısını oluşturan transvers karpal ligaman serbestleştirilir. İlerlemiş olgularda median sinirin kalınlaşmış sinir kılıfına da mikroskop altında nöroliz (sinir serbestleştirilmesi) yapmak gerekir. Böylelikle sinir etrafındaki basınç ortadan kaldırılmış olur. Seçilmiş olgularda endoskopik karpal tünel cerrahisi(kapalı yöntem) de uygulanabilir. Ancak bazı çok ağır ve geç kalmış olgularda ameliyattan sonra semptomların tamamı ortadan kalkmayabilir.

Ganglia (Ganglion, Kistik Higroma)

Eklem kapsülü, tendon veya tendon kılıfı üzerinden çıkan içi jel kıvamında bir sıvı ile dolu kistik yapıdaki iyi huylu tümörlerdir. Elde en sık rastlanan iyi huylu tümördür. Genellikle 20-40 yaş arasında ve daha çok kadınlarda görülür. Tek bir kist şeklinde ve çoğunlukla el bileği ve eldeki belli yerlerde çıkmakla beraber, el ve el bileğinin hemen her ekleminde yerleşebilir. Ganglion sıklık sırasına göre el bileğinin sırt tarafında (dorsal ganglion), el bileğinin iç yüzünde (volar ganglion), avuç içinin parmaklara yakın kısmında (volar retinakuler ganglion), ve parmakların en uç eklemleri hizasında, ayakta oluşabilir.

Kesin bir sebebi yoktur. Tekrarlayan küçük travmalar sonrası oluşabilir. Hastanın mesleği ile doğrudan bir ilişki yoktur. Aniden ortaya çıkabileceği gibi aylar içinde yavaşça gelişebilir. Hastalar genellikle oluşan şişlik nedeni ile doktora başvururlar. Şişlik dinlenme ile azalıp aktivite ile artabilir. Bazen kistin patlaması sonucu tamamen ortadan kalkabilir. Fazla büyüyen kistler eklem hareketleri sırasında ağrıya neden olabilir. Bu kistler kötü huylu değildir, başka bölgelere yayılmaz.

Muayene sırasında kist bölgesinde çıkan kitlenin tespiti ile tanı konulur. Oval veya daire şeklinde; yumuşak veya çok sert kıvamda olabilirler. Genellikle parmak dibindeki küçük nodüller sert kıvamdadır. Üzerine bası geldiğinde veya yumruk yapma sırasında ağrılı olabilirler. Alttaki eklem mekanik patolojilerini ve kemik lezyonlarını ekarte etmek için radyolojik tetkik yapılması faydalıdır.

Tedavi çoğu hastada gözleme almak yönünde olmalıdır. Bazen kitleler ağrısız olarak seyreder. Bazıları zaman içinde kaybolabilir. Kist ağrılı hale geldiğinde; hareketler ve fonksiyonlarda kısıtlanma meydana geldiğinde; çok aşırı şişlik oluşup estetik olarak kötü görünüm oluştuğunda cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Ameliyat kolun tamamının uyuşturulduğu aksiller blok anestezisi altında turnike kullanılarak kanamasız ortamda yapılır. Kistin nüks ihtimalini en aza indirmek için köken aldığı eklem aralığına kadar ulaşmak ve burada bir pencere oluşturarak çıkarmak gerekir. Bazı olgularda ameliyat sonrasında 10 gün süre ile atel kullanımı gerekebilir. Hastalar normal aktivitelerine kısa sürede geri dönerler.

Tetik Parmak (Trigger Finger)

Tıp dilinde stenozan tenosinovit olarak da bilinen tetik parmak (trigger finger, trigger thumb) elde parmakların bükülmesini sağlayan tendonların ve onların belli noktalarda altından geçtikleri köprülerin (pulley) rahatsızlığıdır.

Tıp dilinde stenozan tenosinovit olarak da bilinen tetik parmak (trigger finger, trigger thumb) elde parmakların bükülmesini sağlayan tendonların ve onların belli noktalarda altından geçtikleri köprülerin (pulley) rahatsızlığıdır.

Tendonlar önkol kaslarından başlayıp parmaklara kadar devam eden uzun bir ip şeklindedir. Pulleyler ise tendonların belli noktalarda altlarından geçtikleri ve tendonun hareket düzenini sağlayan yapılardır. Bu pulleyler tendonu kemiğe yaklaştırır. Tendonların etrafında tüneller içinde rahat kaymasını sağlayan ince bir yapı vardır (tenosinovyum).

Parmağın tabanında mevcut olan pulleyin kalınlaşması, bazen de tendon kılıfında meydana gelen şişliklerden dolayı parmağın hareketleri sırasında takılma ve ağrı olmasına tetik parmak denir. Bu problem başladıktan sonra parmağın kullanılması genellikle buradaki yapıların daha fazla şişmesine yol açarak tablonun ağırlaşmasına neden olur. Bazen tam takılma ve parmak kilitlenmeleri oluşabilir.

Genellikle oluş nedeni saptanamaz. Romatoid artrit, gut, diabet gibi sistemik hastalıklarda daha sık görülür. Nadiren avuç içi ve parmak tabanına olan travmalar etken olabilirler.

Tetik parmak parmakların avuç içi bağlanma yerinde rahatsızlık hissi ile başlar. Bu bölgeye bası ile hassasiyet bulunur. Bu bölgede bazen nodül(sert şişlikler) hissedilebilir. İleri dönemlerde parmak takılmaya ve kilitlenmeye başlar.

Tedavinin amacı parmağın takılmasını engelleyerek, hareketi esnasındaki rahatsızlık hissini ortadan kaldırmaktır. Fleksor tendon ve tendon kılıfına ait şişliğin azaltılması hareketi esnasında daha rahat kaymasını sağlar. Bu amaçla aktivite azaltılması, oral antiinflamatuvar ilaçlar ve atel kullanımı belirtileri yeni başlayan hastalarda tercih edilir. Bölgeye steroid enjeksiyonu semptomların azalmasına yardımcı olabilir. Fakat steroid’in tendon yapılarına uzun vadede verdiği zararlardan dolayı çok kullanmıyoruz.

Uzun süren ve medikal tedavi ile yanıt alınamayan olgularda sıkışmaya neden olan pulleyin cerrahi olarak gevşetilmesi seçilmesi gereken tedavi seçeneğidir. Ameliyat avuç içinde küçük bir kesi ile lokal anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyat sırasında tendon kılıfı etrafında yakın seyreden damar sinir yapılarının korumaya alınması önemlidir. Ameliyat sonrası dönemde belirtiler genellikle tamamen geriler ve iyi yapılan cerrahi sonrası tekrarlama oluşmaz. Bazı hastalarda aşırı iyileşme dokusu nedeni ile yara bölgesi sertlikler oluşabilir. Bu genelde evde yapılan masajlar ile zaman içinde geriler.

Kubital Tünel Sendromu

Kubital tünel sendromu, elin üç ana sinirinden biri olan ulnar sinirin bir sıkışma veya basınca maruz kalması sonucunda ağrı, şişlik, uyuşukluk ve güç kaybı gibi problemlere yol açmasıdır. Sinir, dirseğimizdeki iki kemik çıkıntısının arasından geçerek el bileğimizi büktüren (fleksor karpi ulnaris)kasının iki başlangıç noktası arasından seyreder. Bu bölgede sinir çok yüzeyelleştiği için basıya ve travmaya açıktır.

Dirseğimizi büktüğümüzde ulnar sinir gerilir ve medial epikondil dediğimiz kemik çıkıntısına doğru itilerek sıkışır. Bu pozisyonda uzun süre geçirildiğinde, örneğin eli başının altında(dirseği kıvrık)uyuyanlarda, çalışırken dirseğini sürekli dayamak zorunda olanlarda kubital tünel sendromu oluşması daha kolaydır. Sinirin etrafını saran bağ dokusu kılıfı sürekli meydana gelen travmaya reaksiyon göstererek kalınlaşır. Kalınlaşan bağ dokusu arasındaki sinir liflerinin ileti kalitesi bozuldukça sendromun belirtileri ortaya çıkar.

Kubital tünel sendromunun belirtilerini ağrı, güçsüzlük, özellikle 4. ve 5.parmaklarda uyuşukluk, sinire dirsek seviyesinde meydana gelen küçük çarpmalar sonrasında dahi elde elektrik çarpması hissi oluşturur(şekil 2.). İleri dönemlerde parmakları birbirine yaklaştırmada güçlük çekildiği, eli düz tutmaya çalışırken 4. ve 5. parmakların geri doğru kıvrıldığı görülür.

Tanı, fizik muayenede yukarıdaki bulguların saptanması ve nöroloji uzmanlarınca yapılan EMG (Elektromyografi)ve sinir ileti testi ile konur.

Erken olgularda öncelikle hastaya sinirin gerildiği ve bu belirtileri ortaya çıkardığı pozisyonlar tarif edilerek sinirin en az travmatize olması sağlanmaya çalışılır. Bazı durumlarda, dirseği daha düz tutan splintler semptomları hafifletmeye yardımcı olur. Uzun süreli ve ileri hastalarda ameliyat gereklidir. Ameliyatta genellikle sadece kol uyuşturulur (aksiller blok anestezisi). Ulnar sinir, dirsekteki iki çıkıntılı kemik arasından çıkarılarak dirseğin ön tarafına taşınır(şekil 3.). Uyuşukluk ve elektriklenme hislerinin geçmesi birkaç hafta-ay alabilir. Bazı hastalarda ameliyat sonrasında fizyoterapiye de ihtiyaç duyulur.

De Quervain Tenosinoviti (Başparmak Tendon Sıkışması)

Başparmağı yukarı kaldıran ve diğer parmaklardan uzaklaştıran hareketleri yaptığımız tendonlarımız el bileğinde başparmağın tabanına yakın bölgede bir tünelin altından geçerler. Bu tünelde meydana gelen kalınlaşma ve sertliklerle, tendonların kılıflarında meydana gelen şişlikler başparmak hareketleri sırasında tendonların tünel altından kayarak hareket etmelerini zorlaştırır. Ağrı ve el bileğinde hassasiyet ile karşımıza çıkan bu tablo, ilk defa tarif eden İsviçreli cerrahın adıyla( Fritz de Quervain) anılır.

Çoğunlukla, yeni yapmaya başlanılan zorlayıcı ve tekrarlayıcı hareketler sonrasında görülür. Özellikle yeni annelerde bebeklerini taşırken elin aldığı pozisyon; hamilelik ve emzirme dönemindeki hormonal dalgalanmaların etkileri bu durumun ortaya çıkışını kolaylaştırır. Geçirilmiş el bileği kırıkları, travmalar, alışık olunmayan kilolarla yapılan ağırlık egzersizleri sonrasında da de Quervain tenosinovitine rastlanabilir.

El bileğinin başparmak tarafında görülen ağrı en tipik belirtidir. Ağrı çoğunlukla aşağıda başparmağa, yukarıda ön kola doğru yayılım gösterir. Başparmağın da kullanıldığı güçlü kavrama ve el bileğini döndürme hareketlerinde ağrı artar. (Şekil 1) El bileğinin ağrı olan bölgesinde şişlik de görülebilir. Başparmağı yumruk içine alarak bileği küçük parmak yönünde büktüğümüzde el bileğinde meydana gelen ağrı tanı için tipiktir.

Başlangıç döneminde başparmağın ağrılı hareketlerini devre dışı bırakan splintler kullanarak eli istirahat ettirmek çok önemlidir. (şekil2) Yine bu dönemde nonsteroid antiinflamatuar ağrı kesicilerle destek olunarak tünelin ve tendon kılıflarının şişlikleri azaltılmaya çalışılır. Belirtiler geçmiyor veya şiddetleniyorsa cerrahi olarak tendonları sıkıştıran tünelin açılması gerekir. Tüm kol veya sadece el bileğine lokal anestezi yaparak bu ameliyat gerçekleştirilebilir.

Dupuytren Hastalığı

Avuç iç derisinin hemen altında yer alan ve altından geçen tendon sinir ve damar yapıları için koruma görevi üstlenen yapının (fasya) anormal kalınlaşması ile meydana gelen bir durumdur. Fasya kalınlaşması avuç içinden başlayıp parmaklara doğru uzanır. Hastalığın ileri dönemlerinde parmaklarda avuç içine doğru bükülmeler ve deride nodül denilen bazı sertlikler ortaya çıkar.

Bu hastalık ayrıca ayak tabanı ve peniste de görülebilir.

Genellikle 40 yaş üzeri erkeklerde rastlanır. Şeker hastalarında görülme sıklığı fazla iken el yaralanmaları ve diğer meslek hastalıkları ile ilişkisi kanıtlanmamıştır. Küçük ve orta parmakta daha sık görülmekle beraber tüm parmakları etkileyebilir.

Muayenede avuç içinde şişlik ve kıvrımlarda artış görülür. Şişliklerle bağlantılı kordon şeklinde kalınlaşmış sertlikler avuç içinde ele gelir. Hastalığın ileri evrelerinde parmaklarda kordonun çekmesine bağlı bükülme meydana gelir. Çoğu hastada her iki el birlikte etkilenir. Hastalık, erken yaşta başlarsa daha ciddi seyreder.

Dupuytren hastalığına bağlı oluşan avuç içi nodüller tipik olarak ağrısızdır. Hastalık önce avuç içini düz yüzeylere koymakta güçlük ile fark edilir. Parmaklarda bükülme arttıkça günlük aktivitelerde kısıtlanma ve el yıkama, el sıkma, eldiven giyme, bir şey tutma vb. hareketlerde zorluk oluşur. Hastalığın gelişim hızı hastadan hastaya değişiklik gösterir.

Başlangıç safhasındaki hastalarda fonksiyonlar etkilenmemiş ise hasta takibe alınır. Avuç içindeki nodüllerin varlığı parmaklarda bükülme yoksa tek başına ameliyat gerekliliği doğurmaz. Bu durumlarda nodüllerin üzerinden steroid enjeksiyonu hastalığın ilerleme hızı azaltabilir. Parmakların 70 derece ve üzerinde büküldüğü durumlarda cerrahi tedavi düşünülür. Cerrahide amaç avuç içi ve parmaklara kadar uzanan sertleşmiş fasyanın, damar sinir yapıları korunarak tamamının çıkartılmasıdır. Bazı olgularda sertleşmiş bantların çıkartılması sonrası deri örtüsünde meydana gelebilecek eksiklikler vücudun başka kısımlarından alınan deri greftleri ile giderilir. Ameliyat sonrası atel uygulanması ve fizik tedavi cerrahi tedavinin başarısı açısından çok önemlidir.