5

Meme kanseri, süt bezleri veya sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücrelerden gelişen ve çeşitli etkenler sonucu kontrolsüz şekilde çoğalan ve başka organlara yayılma potansiyeli taşıyan hücrelerden gelişen bir tümöral oluşumdur.   Meme kanseri kadınlarda rastlanan en sık kanserdir. Kanser ölümlerinde ise akciğer kanserinden sonra ikinci sıradadır.  Her 8 kadından biri, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşırken, erkeklerde görülme sıklığı %1’in altındadır.

Kanser, memede zaman içinde büyür. Erken safhada herhangi bir belirti vermezken daha sonra memede ele gelen sertlik, meme ucunda veya ciltte çekinti, kızarıklık, meme ucundan kanama gibi belirtiler verebilir. Sonra da aynı taraftaki koltuk altı lenf bezlerine ilerler ve bu bezlerin büyümesine sebep olur. Daha ileri evresinde beyin, karaciger, akciger gibi hayati organlara atlar ve ölüme neden olur.

Meme kanseri görülme oranı artmasına rağmen, meme kanserinden ölümlerde azalma mevcuttur. Bu azalmada en önemli faktör, erken tanı ve uygun tedavi olanaklarındaki ilerlemelerdir. Bu nedenle memede yaşanan sorunların, konusunda farklı alanlarda uzmanlaşmış deneyimli hekimlerce çözümlenmesi önem kazanmaktadır.

Meme hastalıkları tanı ve tedavi birimimizde; hastalara meme cerrahisi, plastik cerrahi, radyoloji, patoloji, medikal onkoloji ve radyasyon onkolojisi branşlarından oluşan ekip cihazlarla  tedavi olanağı sağlanmaktadır 

 

Hastanemizde Meme Ultrasonografi, Dijital Mamografi/ Tomosentez mammografi, Manyetik Rezonans İnceleme (MRI)  gibi  görüntüleme yöntemleri ile birlikte; radyolojik yöntemler eşliğinde iğne biyopsileri: ultrasonografi, mamografi ve MRI eşliğinde biyopsi  gibi i tanısal uygulamalar yapılmaktadır.

 

Meme kanseri tanısı almış hastalara ameliyat öncesi tüm vücut Pet CT ile tarama yapılarak hastalığın metastatik olup olmadığı ortaya konulmakta ve hastalığın tedavi planı buna göre planlanmaktadır.

Ameliyat öncesi cerrah, plastik cerrah, radyolog, patolog, nükleer tıp, medikal ve radyasyon onkoloğunun bulunduğu konseyimizde hasta ameliyat öncesi ve sonrası tartışılmakta ve tedavi planı konsey kararına göre uygulanmaktadır.

Erken evrede yakalanmış hastada temiz, güvenli cerrahi sınırla yanlızca tümörün çıkarıldığı ve beraberinde sentinel lenf nodu örneklemesi yaparak yalnızca metastaz varlığında aksiller diseksiyonun yapıldığı meme koruyucu cerrahi uygulanmaktadır.

Daha büyük tümörlerde güvenli cerrahi mümkün olmayacaksa ve kozmetik olarak kabul edilebilir bir meme mümkün değilse mastektomi dediğimiz tüm memenin alındığı cerrahi yöntem uygulanmaktadır.

İleri evre meme kanseri olan bazı hastalarda ise neoadjuvan tedavi dediğimiz ameliyat öncesi onkoloji tarafından medikal tedavi planlanarak lokal ve sistemik kontrol sağlanmakta, sonrasında cerrahi uygulanmaktadır.

Hasta ameliyat öncesi plastik cerrahi uzmanı tarafından değerlendirilmekte ve mastektomi sonrası erken rekonstrüksiyon denilen eş zamanlı doku genişletici veya kalıcı protez kullanılarak yada geç rekonstrüksiyon dediğimiz ameliyat sonrası onkolojik tedavilerinin bitiminde yeniden meme rekonstrüksiyonu için planlama yapılmaktadır.

Meme kanseri hastalarına özellikle yüksek risk taşıyan ve aile öyküsü olan hastalara genetik merkezimizde genetik danışmanlık hizmeti de verilmektedir. Genetik olarak yüksek risk taşıyan hastalara yine konsey kararı ile risk azaltıcı subkütan mastektomi dediğimiz meme derisinin bırakılması ve meme dokusunun tamamen çıkarılması ameliyatı yapılmakta ve pektoral kas arkasına öncesinde doku genişleticisi yerleştirilmekte veya doku genişletici kullanmadan meme yapısına göre ilk planda kalıcı protez konulmaktadır.

Meme koruyucu cerrahi ve mastektomi gibi tüm memenin alındığı; aynı zamanda sentinel lenf diseksiyonu veya aksilla diseksiyonu yapılan hastalarda gelişebilen kolda uyuşma, ağrı ve hareket kısıtlılığı, lenfödem gibi hastanın yaşam kalitesini bozan durumlarda; fizik tedavi gibi destekleyici hizmetler sunulmaktadır.